SUDER’den 2030 Öncesi Su Güvenliği Uyarısı
SUDER, iklim krizi ve kuraklıkla birlikte su güvenliğinin şehirlerin en kritik dayanıklılık alanlarından biri haline geldiğine dikkat çekti.

Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER), iklim kriziyle artan sıcaklıklar ve kuraklık riskinin şehirlerin su güvenliğini tehdit ettiğine dikkat çekti. Dernek, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunması, su kayıplarının azaltılması ve verimli tüketim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Şehirler yeni bir su stresi dönemiyle karşı karşıya
Avrupa’daki iklim verileri, son yıllarda sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrettiğini ve kuraklık koşullarının yaygınlaştığını gösteriyor.
Avrupa’nın büyük bölümünde toprak nemi ve hidrolojik stres artarken, 2025 yılında kıtanın yarısından fazlasının kuraklık koşullarından etkilendiği belirtiliyor. Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye de iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini yoğun biçimde hissediyor.
Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı bakımından su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunan Türkiye’nin, gerekli önlemlerin alınmaması halinde su fakiri olma riski taşıdığına dikkat çekiliyor.
SUDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, suyun yalnızca bir tüketim ürünü değil, şehirlerin ve toplumların geleceğini doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
Kalebaşı, iklim krizi nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskının arttığını ifade ederek, kaynakların korunması, verimli kullanımın teşvik edilmesi ve güvenli suya erişimin sağlanmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi.
Üretimde sıfır su kaybı hedefleniyor
SUDER üyesi ambalajlı su üreticileri, su kaynaklarının çevresindeki doğal alanların ve ekosistemlerin korunmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.
Şirketler, kamu kurumları, üniversiteler ve yerel topluluklarla gerçekleştirdikleri iş birlikleriyle su kaynaklarının yanı sıra biyoçeşitliliğin ve doğal yaşam alanlarının korunmasına da katkı sağlamayı amaçlıyor.
Üretim süreçlerinde sıfır su kaybı prensibiyle hareket edildiğini belirten SUDER, ambalajların yüzde 100 geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmesinin de çevresel etkinin azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade ediyor.
Ev tipi arıtma cihazlarında su kaybına dikkat çekildi
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre bazı ev tipi su arıtma sistemlerinde bir litre içme suyu elde edebilmek için yaklaşık beş litre veya daha fazla su atık hale gelebiliyor.
SUDER, su stresinin giderek arttığı bir dönemde bu ölçekteki kaybın önemli bir verimlilik sorunu olduğunu belirterek, tüketim teknolojilerinin su tasarrufu açısından bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
2040’ta 5,7 milyar kişi su sıkıntısı yaşayabilir
Küresel tahminlere göre 2040 yılına kadar dünya genelinde 5,7 milyar insanın su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor.
Kuraklığın yalnızca tarımsal üretimi etkileyen dönemsel bir sorun olmaktan çıktığına dikkat çeken SUDER, su güvenliğinin ekonomik faaliyetler, kent yaşamı ve toplumsal dayanıklılık açısından temel bir gündem haline geldiğini belirtti.
Yer altı su rezervleri azalıyor
Yer altı su rezervlerinin azalması ve yüzey sularındaki dalgalanmalar, kentlerin uzun vadeli dayanıklılığını zorlaştırıyor.
SUDER’e göre tarım, sanayi ve evsel tüketim başta olmak üzere tüm alanlarda verimli su yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, kayıp ve kaçakların azaltılması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde yönetilmesi gerekiyor.
Dernek, bugün alınacak önlemlerin gelecekte suya güvenli erişimin sağlanması açısından belirleyici olacağını vurguluyor.
Puanlama ve favoriler için giriş yapın.