Nissan’dan, hayvanları yoldan uzak tutan ANIMALERT sistemiyle vahşi yaşamı korumayı hedefliyor. Sistem, özel frekansta ses yayarak çarpışmaları önlüyor.
Dünyanın birçok yerinde yollar yalnızca insanlar için değil, hayvanlar için de büyük bir tehlike oluşturuyor. Japonya’nın Amami Oshima Adası’nda yaşayan ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Amami tavşanı için ise bu risk çok daha büyük. 2023 yılında yalnızca bu adada 147 Amami tavşanı, araç çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Bu soruna çözüm üretmek isteyen Nissan, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü’nde hayvanları yoldan uzak tutacak yeni bir sesli uyarı sistemi geliştirdi. ANIMALERT adı verilen sistem, araçların ön kısmına yerleştirilen bir hoparlör aracılığıyla yalnızca hayvanların duyabileceği frekansta bir ses yayıyor. Bu ses, hayvanların yola girmeden uzaklaşmasını sağlıyor ve böylece olası çarpışmaların önüne geçiyor.
ANIMALERT sistemi, Nissan’ın 2010 yılında elektrikli araçlar için geliştirdiği yaya uyarı sisteminden ilham alıyor. Ancak bu kez hedef insanlar değil, vahşi hayvanlar. Pilot uygulama, Nissan Sakura model bir araç ile Aralık 2024’te başlatıldı. Amami Adası’nda gece saatlerinde yapılan testlerde, tavşanların bu sesle karşılaştıklarında hızla yolu terk ettikleri gözlemlendi. İlk sonuçlar umut verici bulunurken, proje kısa sürede üniversiteler, yerel yönetimler ve araştırmacılarla ortak bir AR-GE sürecine dönüştü.
Nissan’ın hedefi, ANIMALERT sistemini daha da geliştirmek. GPS entegrasyonu sayesinde sistemin, bulunduğu bölgedeki vahşi hayvan türlerine özel frekanslar üretebilmesi planlanıyor. Böylece geyikler, yaban domuzları ve kuşlar gibi farklı hayvan türleri için özel ses profilleri oluşturulabilecek.
Japonya’da yalnızca 2022 yılında 120.000’den fazla hayvan trafik kazalarında hayatını kaybetti. Nissan’ın geliştirdiği bu yeni teknoloji, bu sayının önemli ölçüde azalmasına yardımcı olabilir.
ANIMALERT, yalnızca bir teknoloji değil, aynı zamanda doğayla uyumlu bir ulaşım anlayışının da simgesi olarak öne çıkıyor. Otomotiv sektörü, yalnızca sürücü deneyimini değil, ekosistemle uyumu da yeniden tanımlayabilir. Yakın gelecekte “doğa dostu” kavramı, yalnızca yakıt tipiyle değil, bu tür yenilikçi sistemlerle de anılabilir.