“E-Ticaret Lojistiğinde Sorunlar ve Politika Önerileri”

TÜSİAD, “E-Ticaret Lojistiğinde Sorunlar ve Politika Önerileri” başlıklı raporunu kamuoyuna sundu. Raporda, küresel ve bölgesel e-ticaret büyüme öngörüleri, Türkiye’deki depolama altyapısı sorunları ve e-ihracat potansiyeli gibi kritik başlıklar ele alındı.

Rapor, PwC iş birliğiyle hazırlandı ve e-ticaret lojistiğinde yaşanan sorunlara yönelik kapsamlı çözüm önerileri sundu. Öne çıkan bulgular arasında, 2027 yılına kadar Türkiye’de e-ticaret için 11,4 milyon m² depo alanına ve 121 bin mavi yaka iş gücüne ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Depolama Alanında Çözüm Önerileri

  • Depo kapasitesinin artırılması ve standartların iyileştirilmesi
  • İnsan kaynağı yetkinliğinin geliştirilmesi
  • Teknoloji entegrasyonunun sağlanması
  • Sürdürülebilir lojistik uygulamalarının yaygınlaştırılması

Konferansta Stratejik Mesajlar Verildi

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, Türkiye’nin lojistikte uluslararası bir merkez olma potansiyelini vurguladı: “Dijitalleşme ve akıllı lojistik uygulamaları verimliliği artırırken, çevre dostu çözümlerle karbon ayak izini azaltmak hem ekonomik hem de çevresel fayda sağlayacak.”

TÜSİAD Ulaştırma ve Lojistik Çalışma Grubu Başkanı Nilgün Keleş ise, Türkiye’nin lojistik altyapısında yetersizlikler nedeniyle ciddi risklerle karşılaşabileceğine dikkat çekti: “2027’ye kadar depo arzını artırmazsak, sektörde insan kaynağı ve teknolojiye erişimde büyük zorluklar yaşanabilir.”

Lojistikte Global Dönüşüm ve Stratejiler Konuşuldu

Etkinlikte, lojistik ve e-ticaretin geleceği iki panelde ele alındı. Amazon Türkiye Operasyonlar Genel Müdürü Deniz Rekkali, nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ve teknolojinin etkin kullanımıyla lojistik sektörünün daha verimli hale geleceğini belirtti.

Boyner Lojistik Genel Müdür Yardımcısı Anıl Haşimoğlu ise, yeşil lojistik ve sürdürülebilir çözümlerin sektörün geleceği için hayati öneme sahip olduğunu ifade etti.

TÜSİAD’ın raporu, e-ticaret lojistiğinde verimliliği artırmak ve büyüme potansiyelini maksimize etmek için kamu ve özel sektörün iş birliğine ihtiyaç olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye’nin bu alanda atacağı stratejik adımlar, uluslararası rekabette güçlenmesine olanak sağlayacak.